“Cemevine gidersem memur olamam” kaygısı yersiz

cemevi diyarbakır
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kentleşmeyle birlikte Alevilerdeki Dede-Talip ilişkisinde ciddi bir zayıflama yaşanırken, Alevilerin cemevlerine gitmelerinin önündeki bir diğer engel ise “Cemevine gidersem memur olamam” kaygısı.

Ali Abbas Yılmaz / Özel

Alevi yurttaşların bir bölümünde etkili olan “cemevine gidersem memur olamam” kaygısı cemevlerine ilginin azalmasına neden olurken, Diyarbakır’da 10 yıldır faaliyette olan cemevinin yeterince sahiplenilmemesinin gerisinde de ekonomik sorunlarının yanı sıra bu kaygı yatıyor.

2011 yılının Aralık ayında açılan ve 10 yıldır hizmet veren Diyarbakır Cemevi’ne Alevi vatandaşların gösterdiği ilginin düzeyi üzerine, Cemevi dedesi Musa Karkin, PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı ve cemevinin semah eğitmeni Sırdaş Adıgüzel ile konuştuk.

cemevi dedesi musa karkin
Diyarbakır Cemevi Dedesi Musa Karkin

‘Cemevleri hiçbir siyasetin arka bahçesi değildir’

Diyarbakır Cemevi Dedesi Musa Karkin, kentleşmeyle birlikte Alevilerin kendi kültürlerini sürdürme noktasında zayıflık yaşandığını belirtti. Dede Karkin, söz konusu zayıflığın etkenlerini ise ekonomik sorunlar ve iş aş kaygısına bağladı. Eskiden dede talip ilişkisinin baba evlat ilişkisi gibi aile içinde olduğunu ancak kentleşme ile birlikte bu yapının dağıldığını dile getirdi. Ekonomik kaygılardan dolayı taliplerin ülkenin dört bir yanına dağılmak zorunda kaldığına işaret eden Dede Karkin, Diyarbakır’da cemevine gerçek bir sahiplenme ihtiyacına vurgu yaparak şunları söyledi: “Dede Diyarbakır’a ama talip ekmeği, geçimi için başka bir kente göçmüş durumda. Evet, teknolojik imkanlarla bir iletişim sağlanabiliyor ama yüz yüze bir karşılaşma olmuyor. Dede talibiyle cemal cemale oturup fikir alışverişinde bulunamıyor. Bundan dolayıdır ki, bu kültürü aktarma noktasında zayıflıklar yaşanıyor. Kentlerde cemevleri var ve buralar Alevilerin ibadet yerleridir. Ancak zaman zaman buralara siyasetin taşınmaya çalışıldığını görüyoruz. Cemevlerinin kapısı herkese açıktır ama kimsenin siyasetini buraya taşıma hakkı yoktur. Cemevine giren siyasetini ve siyasi hesaplarını dışarıda bırakarak girmelidir. Cemevleri hiçbir siyasetin arka bahçesi değildir. Cemevine herkes bireysel olarak girmeli ve oradaki işleyişe saygı duymalıdır. Cemevleri Alevi kültürünün sürdürüldüğü ve inancının yaşatıldığı yerlerdir. Cemevinin çatısı altına hiçbir siyasi proje giremez. Kiliseye, camiye, havraya, sinagoga nasıl bakılıyorsa cemevlerine de öyle bakılmalıdır. Cemevlerine siyasetin girmesinden endişeliyiz. Biz bugüne kadar hep hak ve hakkaniyet üzerinde olmuşuz, siyasetin oyunlarına malzeme vermemişiz. Alevi kültürü hoşgörü kültürüdür. Biz tüm insani değerlere saygılıyız ve bize de saygı duyulmasını bekleriz. Bizim ibadetimiz dahi insana hizmettir. Biz insanların hak ve hukukuna riayet ederiz. Gönül temizliği ve kul hakkını ön planda tutarız.”

cemevi aydın atlı
PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Musa Karkin

Diyarbakır’da yaklaşık 10 bin Alevi yaşıyor

PSAKD Diyarbakır Şubesi Başkanı Aydın Atlı, “Alevi nüfusunun yoğun olduğu yerlerde kurulan cemevlerine ilgi ile Diyarbakır gibi bir yerde kurulan cemevine ilgi yoğunluğu arasında tabii ki farklar olacaktır. Diyarbakır’daki cemevinin en başta ekonomik bir sıkıntısı vardır. Burada yaşayan Alevilerin çoğunun devlet memurluğundan kaynaklı cemevine gelme konusunda sıkıntıları var. Ama tabii cemevi ve derneğimiz olmadan önce insanlarımız ancak kahvelerde bir araya gelebiliyorlardı. Benim gibi kahveye gitmeyenler için ise bir canımız hakka yürüdüğünde ancak birkaç gün sonra bundan haberdar olabiliyorduk. Cemevi ve yerel derneklerimizin kurulmasından sonra bırakalım Diyarbakır’daki Alevileri buradan göç eden Alevilerin (İzmir/Narlıdere, Mersin, Ankara) durumundan dahi hemen haberdar oluyoruz. Hakka yürüyen canlarımızla ilgili anında haber alıyoruz. Diyarbakır’daki Aleviler önce köyden merkeze göç ettiler, sonra da Batıya göç ettiler. Cemevinin kurulması aslında bir nebze de olsa Batıya olan göçü yavaşlattı. Diyarbakır’da cemevinin içini ne kadar doldurabildiğimiz ise hem ekonomik durum hem de nüfus yoğunluğuyla alakalı bir durum. Diyarbakır’da derneğimize 400’ün üzerinde bir üye sayımız vardı. Diyarbakır merkezde köyler de dahil olmak üzere 5 binin üzerinde bir Türkmen Alevi nüfus var. Ama bir o kadar da dışarıdan buraya gelen Alevi nüfus var. Yani, Diyarbakır’da yaklaşık 10 bin kişilik bir Alevi nüfustan söz edebiliriz. Tabii bundan 5-6 yıl öncesine göre Cemevlerine gelen canların sayısında bir azalma da var. Gerek ülkenin genelindeki siyasi atmosfer gerekse de insanların artan ekonomik kaygıları ve bunun üzerine bir de pandemi sürecinin etkileri cemevine gidiş gelişleri de etkiledi. Etkinliklere katılım açısından düşündüğümüzde geçmişe göre cemevine gelenler azalmış durumda. Tabii bunda cemevinin elektrik borcundan dolayı 22 ay kapalı olmasının etkisi de var. Elektrik kesintisinin üzerine bir de pandeminin eklenmesi cemevindeki etkinliklerin yapılamamasını ve canlarımızın cemevine geliş gidişlerini etkiledi.”

‘Cemevi etkinliklerine katılım az’

Cemevine olan ilgiyi yeniden canlandırmak istediklerini ifade eden Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Cemevi’ndeki sosyal etkinliklerin arttırılması gerekiyor ama bu da ekonomik güçle alakalı bir durum. Derneğimizin 400 üyesinden çok azının aidatını (Yıllık 24 TL) ödemesi yaşanan ekonomik sıkıntının bir nedenidir. Aidatlar düzenli olarak ödendiğinde dahi cemevinin ihtiyaçlarını gidermek olanaklı olmuyor. Bağışlar olmasa aidatlarla bu ihtiyaçların karşılanması mümkün değil. Cemevlerinin etkinliklerine katılım noktasında da gençlerin ilgisi de çok az. Tabii cemevlerine gençlerin ilgi alakasının az olması büyük oranda anne babaların tutumuna da bağlı. Anne baba cemevine gitmediğinde gençlerin gelmesini de bekleyemeyiz. Anne babalar ise hem siyasi baskılardan hem de işe alımlarda derneğe üye olmanın sorun olarak görülmesi gibi etkenlerle cemevinden uzak duruyorlar. Tabii ki biz kendi kimliğimizi gizlememeliyiz ama maalesef hala bile bunu gizleyen insanlarımız var. Cemevine gelirse işe giremeyeceğini düşünen insanlarımız var. Bu yersiz bir kaygıdır ama insanlarımızdan bu kaygıları taşıyanlar da var. Tabii cemevine gelse de gelmese de onun Alevi olduğunu bilen biliyor zaten. Yani, kimse onu cemevine gitmiyor diye işe alacak da değil.”

‘15 yaşıma kadar da köydeydim ve bir ceme katılamadım’

Diyarbakır’daki Alevilerin cemevine sahip çıkması gerektiğini ifade eden Atlı, şunları söyledi: “ Burada bir kurumumuz var ve bizim onun içini doldurmamız gerekiyor. Eğer kendimize Aleviyiz diyorsak kurumumuza sahip çıkmalıyız. Tabii bu sahiplenme sadece aidat ödemek ya da bağış yapmakla da olmuyor, etkinliklere katılım sağlamak da gerekiyor. Etkinliklere destek vermek, içinde yer almak önemlidir. Cemevlerine ilginin az olması aslında kendi kültürümüzden uzaklaştığımızın da bir göstergesidir. Benim de çocukluğum köyde geçti ama birebir Alevi kültürünün bana verildiğini görmedim. Alevi olduğumuzu biliyorduk, gerekleri konusunda bilgilendiriliyorduk ama Aleviliğin felsefi olarak içeriği konusunda ancak üniversitede kendi okumalarımızla öğreniyorduk. Ben şuan 60 yaşındayım ve 15 yaşıma kadar da köydeydim ve bir ceme katılamadım. İlk cem törenine Hacıbektaş şenliklerinde katıldım. Bu aslında büyük bir eksikliktir.”

cemevi semah sırdaş adıgüzel
Semah eğitmeni Sırdaş Adıgüzel

‘Cemevine gidersem memuriyete alınma konusunda bir engel yaşar mıyım kaygısı var’

Pir Sultan Abdal Kültüre Derneği Diyarbakır Şubesi Cemevi’nde semah eğitmenliği yapan Sırdaş Adıgüzel, 2002 yılından beri dernek çatısı altında kültürel faaliyetlerin sürdürüldüğünü belirtirken, Derneğin kültürel faaliyetleri içinde semah öğrenmeye başladığını ve daha sonra cemevinin açılmasıyla birlikte faaliyetlerine burada devam ettiğini söyledi.

Adıgüzel, Diyarbakır’da Alevi gençlerinin cemevine gösterdiği ilgi üzerine ise şöyle konuştu: “Cemevine gelen gençlerin sayısı çok az ve bunun altında yatan birçok sebep var. Her şeyden önce gençlerin iş ve yaşam kaygısı bunun başında geliyor. Gençler şuan kendisi için iyi bir iş imkanı oluşturmanın çabasındalar. Alevi gençlerinde de iş ve daha iyi yaşam koşulları çabası cemevindeki etkinliklere katılmanın önüne geçebiliyor. Tabii tüm gençler için bunu söyleyemeyiz ama genel durum bu. Üniversiteye hazırlık, üniversite sonrası KPSS hazırlığı, memurluk çabaları vs. gençlerin önceliği her zaman iş ve yaşam kaygısıdır. Cemevindeki faaliyetlere katılmak yerine KPSS’ye hazırlık daha ön planda olabiliyor. Cemevleri her şeyden önce bir ibadethanedir ve aynı zamanda kültürel faaliyetler de var. Tabii cemevlerine gelip gitme konusunda bazı gençlerde cemevine gidersem memuriyete alınma konusunda bir engel yaşar mıyım kaygısı da yok değil ama bunu herkes için söyleyemeyiz. Ancak şöyle de bir gerçeklik var ki, biz cemevine gelsek de gelmesek de zaten kimlik olarak Alevi olarak biliniyoruz. Tabii ki, cemevine gidersem, orada gözükürsem memuriyete alınmada sorun yaşar mıyım çok yersiz bir kaygıdır. Çünkü bir kişi Alevi olduğu için işe alınmayacaksa onun cemevine gelip gitmediğinin bir önemi yok. Ben aktif olarak 2003 yılından beri kurumun içindeki etkinliklere katılıyorum, cemlerde görev alıyorum. Elbetteki bu birey olarak benim duruşumdur, herkesten de bunu bekleyemem ama vurgulamak istediğim nokta şudur ki, insanlarımız Alevi oldukları için işe alınmayacaksa zaten alınmaz, burada cemevine gidip gitmemek bir kıstas değil. Benim de 2 defa öğretmenlik mülakatından elenme durumum oldu ve siyasi olarak da hiçbir faaliyetim yoktu. Mülakattan elenmemin sebebini de öğrenemedim ve 2-3 yıllık bir hak kaybım oldu. Ama sonra öğretmen olarak atandım.”

‘Semah kursumuz her sene düzenli olarak açılıyor, eğitimlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz’

Cemevindeki kültürel etkinliklere değinen Adıgüzel, şunları söyledi: “Cemevinde semah kursumuz var.  Talep olduğu takdirde bağlama kursu açıyoruz. Burada daha çok talebe göre hareket etmeye çalışıyoruz. Semah kursumuz her sene düzenli olarak açılıyor, eğitimlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. 12 hizmette görev alacak arkadaşlara yeni arkadaşlar dahil olduğunda bu hizmetin nasıl yapıldığını öğretiyoruz. Önceki senelerde arbane kursu açmıştık. Yine ücretsiz matematik kursumuz vardı. Tabii burada talep önemli, 3 kişi gelip dese biz gitar öğrenmek isteriz, gitar kursu da açarız. Tabii yerimizin ulaşım sorunundan kaynaklı da cemevine gelenler az oluyor.”

‘Kabuğumuzu kıramıyoruz’

Diyarbakır’da cemevine ilginin yetersiz olmasının nedenlerine ilişkin olarak ise Adıgüzel şunları söyledi: “Her şeyden önce insanların kaygılarının giderilmesi lazım. İnsanların ekonomik kaygılarının, iş ve yaşam kaygılarının giderilmesi lazım. “Cemevine gidersem işe giremem” kaygısının aşılması lazım. Bunun yanında Diyarbakır’da Aleviler toplu olarak bir yerde yaşamıyorlar, dağınık haldeler. Yani, burası bir Dersim ya da Adıyaman değil. Diyarbakır’da Alevilerin toplu olarak yaşadığı bir mahalle yok. Diyarbakır’da Alevilerin dağınık olarak yaşamaları cemevine gelen canların sayısını da etkiliyor. Tabii bunun yanında Diyarbakır’da bir Alevi kimliğini de saklamıyor, açıkça ifade edebiliyoruz. Ben bir öğretmen olarak görev yaptığım okulda Alevi kimliğimi açıkça dile getirebiliyorum. Arkadaşlarım Alevi olduğumu ve cemevinde hizmet yürüttüğümü biliyorlar. Aslında Diyarbakır’daki Aleviler olarak geçmişten gelen kendi korkularımızı aşma noktasında sorun yaşıyoruz. Kabuğumuzu kıramıyoruz. Tabii ki, bundan dolayı kimseyi suçlamayız, sonuçta geçmişte yaşanmış katliamlar silsilesi var. Bütün bunları yaşamış bir toplumun kabuğunu çok çabuk kırması, çok hızlı bir şekilde kendi kimliğini açık etmesi kolay olmuyor. Ben ilk geldiğimde Diyarbakır’da Alevi olduğumu kimse bilmezdi. Aleviyiz dediğimizde ya da semah döndüğümüzde insanlar şaşırıyorlardı ve hayranlıkla izliyorlardı. Çünkü Diyarbakır’da Aleviler olduğunu bilmiyorlardı. İnsanlar Alevileri merak ettiği için derneğimize geliyorlardı. Derneğimiz Ofis’te iken semah ekibimizde Sünni arkadaşlarımız vardı. Semahı merak eden öğrenmek isteyen gençler vardı. Bizimle birlikte semah dönüp kültürümüze saygı duyuyorlardı.”

‘Halkın gönüllü olarak yönetime yardımcı olması, beraber çalışması gerekiyor’

Alevilerin dernek yönetimleri ile yurttaşlar arasındaki ilişkiye ise Adıgüzel şöyle değindi: “Bir kurumu, derneği yönetmek sadece yönetimde yer alan 7 asil ve 7 yedek üyenin işi olarak görülmemeli. Halkın gönüllü olarak yönetime yardımcı olması, beraber çalışması gerekiyor. Oysa bırakın halkı, yedek üyeler bile kendini yönetimden saymıyor ve öyle uzak duruyorlar. Sanki herhangi bir sorumluluğu yokmuş gibi davranabiliyorlar. Başarı için tüm yönetim kurulu üyelerinin aktif olması gerekir. Kendimizden, ailemizden, çevremizden katarak yönetimi desteklemek gerekiyor. Yoksa bu ağımız genişlemez ve başarıya da ulaşamayız. Cemevi yönetiminde bulunan 14 kişinin çocuklarının ve yakınlarının dahi cemevine gelmediğini düşünün. Diyelim ben cemevinde bir yöneticiyim ama benim çocuğun cemevine gelmiyor ama size diyorum ki, çocuğunuzu cemevine gönderin. Bu ne kadar samimi bir çağrı olur?

‘10 yıl içinde ileri gitmek yerine geri gitmişiz’

10 yıl öncesine göre Diyarbakır Cemevi’ne Alevi yurttaşların ilgisine dair de Adıgüzel şöyle konuştu: “Avrupa’da Alevilerin hakları açısından bir ilerleme olduğunu görüyoruz ama Diyarbakır yereli için konuşacak olursan biz 10 yıl öncesine göre geriye gidiyoruz. Önceden burada 40 kişi ile semah döndüğümüzü hatırlıyorum. Semah dönmek için sıra beklerdik. Ofis’te dernek binasına sığmıyorduk ama bugün bakıyoruz, binamız geniş olmasına rağmen 3 kişi ile semah çalışması yapıyoruz. Yani 10 yıl içinde ileri gitmek yerine geri gitmişiz.”

‘Metropollerde Dede-Talip ilişkisi koptu’

Cemevlerine Alevi gençlerin yeterince ilgi göstermemesinin temel nedeninin siyasi korkudan kaynaklandığını ifade eden genç bir kadın ise şöyle konuştu: “Cemevine gelmek isteyen herkes işimizden, ekmeğimizden olur muyuz kaygısı içinde. İnsanlar kendini güvende hissedemiyor, çünkü artık her yerde bir korku mekanizması devrede. İnsanlar bundan duygusal olarak etkileniyorlar. En temel sorunun bu olduğunu düşünüyorum ama bunun yanında yaşamın zorlaşması ve ekonomik kaygılar da var. İnsanlar geçinebilmek için daha çok çalışmak zorundalar. Pandemi süreci de bunun üzerine eklendi. Gelir adaletsizliği had safhada, bir tarafta aşırı zenginlik diğer tarafta ağır sefalet var. Tabii ki bu gençleri de çok etkiledi. Ebeveynleri ekonomik sıkıntı içinde olan gençler artık arkadaşlarıyla dışarıda bir çay içebilme olanağından dahi yoksun durumda. Ekonomik sıkıntılar insanların sosyalleşmesinin önüne geçti. Metropol yaşantısının insanları birbirinden koparması da cemevlerine gençlerin ilgisinin azalmasında bir etken. Artık kitlesel etkinliklerden ziyade gençler bireysel yaşam tarzına yönelmiş durumdalar. Gençleri bırakın sosyalleşme ihtiyacı en yüksek olan çocuklarda dahi ortak etkileşimler bitmiş durumda. Cemevinde yaptığımız etkinliklerle, kurslarla, çocuk odası ile bu gidişatı tersine çevirmeye çalışıyoruz. Cemleri sıklaştırarak bu durumu ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Ama tabii bu yeterli de değil. Çünkü cemevine katılımda da yetersizlik söz konusu. Aslında insanlar arası bütün ilişkilerde her alanda bir bireyselleşme var. Bu durum Dede-Talip ilişkisine de yansıdı. Kentleşme ve siyasi baskının bir sonucu olarak metropollerde Dede-Talip ilişkisi koptu. Bunun yanında gençlerde cemevine gidersem memur olamam, iş bulamam korkusu var. Son süreçteki KHK’lar işte atmalar insanların gözünü korkuttu. İnsanlar ekmeğiyle sınanıyor. Tabii tüm bu olumsuzluklara rağmen Aleviler kültürel bağlarını güçlendirebilirler. Çünkü ancak kenetlenerek korku duvarları yıkılabilir. Bireyselleşerek, geçmişten günümüze gelen toplumsal hafızayı yok sayarak bir yere varamayız. Bir kenara çözülmek çözüm değil. Gençlerimizi korku çemberinde çekip çıkarmak, onlara güven duygusunu vermek gerekiyor. Bunun için de öncelikle toplum önderlerinin, ebeveynlerin korkmaması, cesur olmaları gerekir ki, gençlere ön ayak olabilsinler.”

“Cemevine gidersem memur olamam” kaygısı yersiz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir