Diyarbakır ticaret ve sanayi odası kadın meclisinden açıklama

kadın ticaret odası açıklama
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İnsanlık tarihiyle birlikte Kadına yönelik ortaya çıkan şiddet geçmişten günümüze artarak devam eden evrensel bir özellik taşımaktadır.

Türkiye de son yıllarda korkutucu düzeylere ulaşan kadına yönelik fiziksel ve cinsel şiddetin dramatik bir şekilde arttığına tanık olmaktayız. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de kadına yönelik şiddet her geçen gün artmakta, kadının bedeni, psikolojisi ve emeği üzerindeki baskılar yoğunlaşmaktadır. 25 Kasım 1960’ta Dominik cumhuriyetinde sisteme karşı mücadele eden üç kız kardeşin (Mirabel kardeşler)  işkence edilip vahşice öldürülmesinin ardından, 1999 yılında Birleşmiş Milletler Üç kız kardeşin anısına, kadına yönelik şiddete karşı mücadele ve kamuoyunda farkındalık yaratmak için 25 Kasım’ı “ Kadına yönelik şiddete karşı Uluslararası mücadele günü “ ilan etmiştir, üç kız kardeşin ölümünden 61 yıl sonra bile, kadınlar insanca yaşam, eşit haklar ve yaşam hakkına sahip olmak adına mücadele etmektedirler. Yapılan araştırmalara göre her yıl 10 kadından birinin fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kaldığı görülmektedir. Evli kadınlarda son 1 yıl içinde şiddete uğrama oranı % 11 iken, boşanmış ya da ayrı yaşayan kadınlarda bu oran % 22 ye çıkmıştır.2016 yılında 397, 2017 yılında 472, 2018 yılında 477, 2019 yılında 564, 2020 yılında ise 527 kadın cinayeti girişimi yaşanmış; bu cinayet girişimlerinde yaklaşık 1954 kadın yaşamını yitirmiştir. 2021 yılında şu ana kadar yaşamını yitiren kadın sayısı 345 olup en son bir samuray kılıcıyla öldürülen Başak Cengiz ve Kasım ayı içerisinde öldürülen 10 kadın ile kadın cinayetlerinin artarak devam ettiğini görmekteyiz. Televizyon kanallarında yayınlanan dizilerin çoğunda kadına yönelik şiddet ve cinsel obje teması oldukça fazla işlenmektedir. Dizilerde kadına erkeğin malı rolü biçilmekte, bu tür diziler maalesef bilinçaltında klasik kadın rolünün devamı şeklinde bir algı yaratmaktadır. Bu rolün dışına çıkmaya çalışan kadının her türlü baskı ve şiddetle cezalandırılmasını meşru göstermektedir.  Bu durum izleyenler üzerinde olumsuz etki yaratmakta, gerçek hayatta yaşanılan şiddet olaylarını normal görüp bu olaylara karşı toplumu duyarsızlaşmaktadır. Kadına yönelik şiddetin dizilerde sürekli işlenmesi sindirici etki yaratmakta ve gerçek hayatta şiddete maruz kalan kadınlarda travmaları derinleştirmektedir. Kadına karşı şiddetin önüne geçmek için acilen toplumsal bir seferberlik başlatmak gerekiyor. Okul öncesinden başlayıp eğitimin her kademesinde şiddeti engelleyecek dersler konulmalı, siyasi partiler, STK’lar ve farklı disiplinlerden bilim insanlarıyla birlikte hareket edilmeli ve bir yol haritası çizilmelidir. Kadına yönelik şiddeti engelleyecek ağır cezai yaptırımlarla caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmalı, kadının örgütlü ve meşru mücadelesi ile kadının istihdamda daha fazla yer alması sağlanmalı, kadının İş dünyasında ve tüm yönetim kademelerinde temsili yeti eşit ve adil bir düzeye getirilmedir. Kadına Yönelik Şiddet ve cinsiyetçi erkek egemen zihniyet. Kadını ve erkeği birlikte bitiren bir zihniyettir dolaysıyla bu zihniyet hasta bir toplumu yaratmaktadır. Bu kapsamda; Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Kadın Meclisi ile Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyeleri olarak, kadına yönelik şiddet ve cinsiyetçi erkek egemen zihniyetle mücadelemiz dün olduğu gibi bugün ve yarın da adalete olan inancımızla devam edecektir. (Haber Merkezi) 

Diyarbakır ticaret ve sanayi odası kadın meclisinden açıklama

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.