DİYARBEKİR’İ ÇOK SEVEN ÇALIŞKAN BİR VALİMİZ VARKEN!..

Mevlüt Mergen Yazar
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Başlık cümlesini tamamlayalım; başka yetkililerin çalışması neden?

Öyle ya her işe koşan, her zaman Diyarbekir’lilerin hastalığında, taziyesinde ve diğer bütün etkinliklerinde yanında olan, gece demeden, gündüz demeden çalışan bir Münir Karaloğlu varken..

Ama öyle değil, sözü şöyle mecrasına getirelim ve atalarımızın şu

güzel sözünü hatırlayalım: “Bir başçı bin işçi!..”

Kolay gelsin sayın valimiz!..

=========================================================

GAZETECİLER CEMİYETİ VE!…

Diğer dernek ve cemiyetlere benzemez gazeteciler cemiyetimiz, benzememesi de gerekir..

 GGC eski başkanı Veysi İpek sevdiğimiz bir meslektaşımız..

Gerçi o daha ziyade SGK’lı gazetecileri meslektaş sayar, lakin bizim öyle bir lüksümüz yok.

16 yıldır bu şehirdeki gazetelerde günlük yazılarımız çıksa da gazeteci sayılmadığımız için “sarı basın kartımız” yok, olsa ne olur?

Bir şey olacağı yok!..

Cemiyet binası şimdi çok güzel bir yerde konumlamış, geniş bir bahçe modern bir salon, nicedir gitmediğim bu salonda şimdi neler var, ya da kimler var bilgimizin dışında..

Kusura bakılmasın, karanlığa kurşun sıkacağım..

Kötü mü olur o güzelim salona gelenler duvarlarda bu şehrin en eski gazetecilerin fotoğraflarını  görseler?

Mesela: Ziya Gökalp’in, Süleyman Nazif’in, Ali Emiri Efendinin, Mehmet Mercan’ın, Yaşar Evirgen’in, İzzet Yıldız’ın..

Bunlar bir çırpıda hatırladıklarımız…

Gerisi mi?

İbrahim Evirgen’in “Diyarbekir’de İz Bırakanlar” seri kitaplarında ve Diyarbekir ansiklopedilerinde..

=========================================================

GAZETECELİR CEMİYETİMİZ ÖDÜL VERMEYİ SEVER…

Sever de..

Nedense bizleri sevmez görünür..

Bazen düzenlenir ödül törenleri genç meslektaşlarımız birincilik, ikincilik, üçüncülük ödülü alırken bizim gibi garibanlara  “mansiyon” bile düşmez..Çünkü biz Diyarbekir demişiz 16 yıldır, Diyarbekir demişiz 6 adet kitapla, ödül kim, biz kim değil mi?

=========================================================

GAZETECİLER CEMİYETİ ESKİ BAŞKANI VEYSİ İPEK..

Bizim bu yazımızdan sonra eğer sesi güzel ise Cemil Cankat’ın: “Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap” şarkısını okuyabilir..

Şimdilik son bir soru: Gazeteciler cemiyetimizin neden bir “basın müzesi yok?”

=========================================================

SEYYAR TESBİHÇİLER YER İSTERKEN!..

Haklılar, çünkü yazın sıcakta, kışın soğukta insanlara “ya sabır” çeksin diye tesbih satarak  yardımcı oluyorlar…

Haklılar!..

Şöyle bir istekte bulunsalardı daha çok haklı durumda olurlardı: Bu şehirde tesbih satan yalnız onlar değil ki, onlar gibi seyyarı da var dükkanı olanı da tıpkı Erzurum’daki “Taş han” gibi, bizim kuyumcular çarşısı gibi bir çatı altında toplansalardı hem bu şehre bir katkıda bulunurlardı hem de geçmişteki çarşılar gibi bir çarşıları olurdu!.

=========================================================.

AYAKKABI BOYACILARI NEDEN LOSTRA SALONU İSTEMİYORLAR?

Onların da durumu seyyar tesbihçiler gibi kış aylarında 5 kiloluk bir salça kutusunu kömürle doldurup ısınırlarken, yazın sadece terliyorlar…

Hem sonra daha önce bu şehirde biri Hasan Paşa Hanının altında, diğeri Kıbrıs pasajının girişinde iki ayrı yerde berber salonlarını andıran “Lostra salonlarımız” vardı, burada hem  gazeteler, mecmualar bulundurulur, hem de ayakka

bılarımız  ayna parlaklığına kavuşurdu!..

=========================================================

SELAM VE DUA İLE

DİYARBEKİR’İ ÇOK SEVEN ÇALIŞKAN BİR VALİMİZ VARKEN!..

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir