MEVLÜT MERGEN AMİDİ’DEN BUNDAN SONRA BÖYLE

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KANIMIZA VE MALIMIZA DÜŞMAN İKİ CANAVAR

KANIMIZA VE MALIMIZA DÜŞMAN İKİ CANAVAR

1 – Pahalılık canavarı, 2 – Trafik canavarı…

Biri yollara düşmüş ha bire ölümlere sebep oluyor..

Diğeri marketlerde, AVM’lerde, mağazalarda, çarşı pazarlarda her yerde fakir fukaranın cebine giriyor, taksit taksit canının “yongasını” eritiyor..

Bu canavarların yardımcıları da var, direksiyon başında telefonu elinden düşürmeyenler ve faturalar, su, elektrik doğalgaz ve akıllı telefonlar.

Bu canavar önce akılları çeliyor, sonra bankaya gönderiyor ve kendi lisan-ı haliyle borçlandırarak borçtan kurtulmasını öneriyor (!)

Birileri çıkıp şu iki canavarı da akıllandırsa ne kadar iyi olur, çünkü ikisi de çıldırmış durumdalar.

SANAYİ SİTELERİ YER DEĞİŞTİRİRKEN

Ne bilir yeni “jenerasyon” bu şehirde ilk sanayi sitesinin Deliller Hanı karşısındaki “hacılar harabesinde” olduğunu?

Ondan sonrası mı?

Seyrantepe’ye gelesiye kadar şehrin içinde zaman zaman yer değiştirdiğini?,,

Şimdi büyük-küçük kategorilere ayrıldığını hangisinin nerede olduğunu inanınız bende bilmem, çünkü sanayi sitelerine gitmek için bir sebep yok..

Eskiden sebep vardı çünkü oralarda kadim dostlarımız vardı, küçükler şehir içinden çıkarılıp büyüklerine taşınacaklarmış..

Haydi hayırlısı…

İnşaallah gün gelir “Fabrikalar sitesi” de oluşur, Diyarbekir ne kadar iyi ve güzel şey varsa layıktır, çünkü “hak ediyor!..

TEMCİT PİLAVI

Siyasilerin mutfağında ısıtılıp ısıtılıp önümüze konandır “temcit pilavı”

Nasıl mı?

İktidar her tarafı bolluk, güllük güneşlik gösterirken yeni bir “anayasa” ister.

Çok sesli muhalefet ise “geliştirilmiş, güçlendirilmiş parlamenter hükümet sistemi ister.

Halk ise “ucuzluk” ister.

Günü geldiğinde görülecektir ki halk “temcit pilavını” yemedi, ucuzluk hayalini terk etmedi, yani böyle gelmiş, böyle gidecek..

Biz böyle düşünüyoruz çünkü geçmişe dönüp bakıyor, gördüğümüzü ifade etmeye çalışıyoruz.

2023’te seçim yapılmasın mı? Yapılsın elbet!..

Nasıl ki halk “nikahta keramet var” der, biz de sandıkta “umut” var deriz.

KİTAPSEVER KALDI MI Kİ?

Sayın Valimizin yardım elini uzatmasıyla “Azim” adlı bir genç hem de“görme engelli” Sanat sokağındaki kulübesinde yeniden kitap satarak ekmek parasını çıkarmak istiyor,

Yani kimseye “yük” olmak istemiyor…

Kutlanacak takdir edilecek bir genç aynı zamanda kulübesine de “Azim” adını vermiş, sanırım “azmin elinden bir şey kurtulmaz” demek istiyor.

Ancak “okuma” zevkinin köreltildiği hatta çocuklarımıza okuma yazmayı öğreten öğretmenlerimizin bile kitap okumadığı bir dönemi yaşıyoruz.

Görme engelli Süleyman Acar’n bu manada cesaretine hayranlık duymamak olası değil, bırakınız kitap sevmeyi okunmadığı bir ortamda yaptığı “dayanışma” çağrısı umarız yer tutar da bu gencimizin azmi boşa çıkmamış olur.

MİNİKLERİN ÖLÜM ACISI BÜYÜK OLUYOR

İstanbul’da bir rögar kapağının açık bırakıldığı bir günde 4-5 yaşlarındaki Dilara adlı çocuk düştü o

kanalın içine ve cansız cesedini çıkardılar..

Dilara kanala düştü acısı yüreğime, yıllardır her açık rögar kapağı gördüğümde onu hatırlarım ve yüreğimdeki acısını yinelerim..

Okuyacağınız şiir o günlerde yazıldı.

Bir de 4 yaşlarındaki Leyla Aydemir var, bu güzel yavru öldürüldü, ekranlara yansıtılan fotoğrafını gördükçe yüreğim burkulur ve gözlerim yaşla dolar.

Gerçekten küçüklerin ölüm acısı büyük oluyor!..

DİLARA

Bu bahar yağmuru yağmasa olur, Dökülen gözyaşım yeter Dilara. Hüzün teknesinde acı yoğrulur, Hasretin yürekte tüter Dilara.

Sen değil biz idik suya kapılan, Gaflet rögarına düşüp boğulan, Sen bir çiçektin ki açmadan solan, Yürekte özlemin tüter Dilara.

Beşinci baharın taze goncası,

Misk kokan çimiydin, yeşil yoncası, Sırtına yapışan rögar kancası, Beterden çok daha beter Dilara.

Gömüldün canların yüreklerine, Işıktın sevginin gecelerine, Çiçekler açsa da senin yerine, Bülbülde ağlayıp öter Dilara.

Gülün ömrü azdır misali sensin, Yaprağını kalbe erken dökensin, İlahi takdire koy rögar densin, Gerçeği göremez gözler Dilara.

Acını paylaştım öz acım gibi,

Baban kardeş, annen öz bacım gibi, Bu şiir hatıran, ilacım gibi,

Hüzün bahçesini süsler Dilara..

MEVLÜT MERGEN AMİDİ

Diyarbekir

ÜMİT ÖZDAĞ’IN “ZAFER” PARTİSİ

Özel bir televizyon kanalında yapılan röportajda görmeseydim böyle bir partinin kurulmuş olmasından neden sonra haberdar olabilirdim. 2023 Haziranında yapılacak seçimlerde bize göre “varlık” gösteremeyeceği sadece adı ile “zaferden” söz edilebilecek bir partinin siyasi arenada yer almış olması demokrasi adına olumlu karşılanabilir. Özdağ’ın Büyük İslam alimi Ahmet Yesevi’yi ziyaret ettiğini söylemesi bazı kesimlerle “ne mutlu Türküm diyenlere” sözleri bir “mesaj” niteliği taşıyabilir. Ancak “ne mutlu Müslümanım” diyenlere şeklinde olsa idi sözleri daha geniş bir taraftar sağlayabilirdi, böyle söylemiş olsaydı bile bize göre sayın Özdağ yine de inandırıcı olmazdı, çünkü çoğu insanımız artık siyasetçilere inanmıyor, güvenmiyor, samimi olmadıklarını bütün sözlerinin aldatmaya yönelik olduğunu görüyor ve biliyor.

Moda deyimle “yemiyor!..”

HABER VAR HABER VAR

Önce “sevindiren” olanını aktaralım, altın ve döviz sürekli yükseliyor ya, bunlara sahip olanlar içindir sevindirici olanı çünkü katlanıyor servetleri.

Birden fazla konutu taşınmazı olanlar da bu haberin içindedirler, onlar sevinmesin de kim sevinsin?

Bisikletlerde bile “fren” varken nedense piyasanın “fren” sistemi yok, varsa da kullananlar fren yerine, gaza basıyorlar…

Haberlerin sevindirmeyeni ise yine piyasadan, insanlar bugün aldıklarını yarın, bazen aynı gün içinde aynı fiyata alamıyorlar, çünkü “etiketler” her an değişir, değiştirilir ve fiyatlara “fahiş” dedirtir.

Bunlarla yapılan “mücadele” ise hep “lafta” pardon “rafta” kalır, daha başka haberler çok da kimse artık kadın cinayetlerinden, tacizcilerden, hatta coronadan bile bahsedemiyor, çünkü bunlar “önem” yönünden yer değiştirmişler de ondan!..

SELAM VE DUA İLE.

MEVLÜT MERGEN AMİDİ’DEN BUNDAN SONRA BÖYLE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir